Nazım PEKER - Eğitimci-Yazar YAZAR
FON VURGUNU NE GETİRİR NE GÖTÜRÜR
Nazım PEKER - Eğitimci-Yazar
2026-10-05
Ben hep şuna inanmışım. Devletten, devletin kurumlarının
başındakilerin izni olmadan haberi, göz yummaları olmadan Türkiye’de karınca
bile bir başka deliğe gidemez.
Sn.
Erdoğan, “Ekonominin sorumlusu benim ben!” derken kendini büyük bir
riskin ortasına atmıştı.
25
yıldır çeşitli yolsuzluklar gündeme taşındı, kayıt sistemi zayıf olduğu için
bir şekilde ört bas edildi. Ne AKP ne de Sn. Erdoğan fazla zarar görmedi.
Fon
yolsuzluğu mu, vurgunu mu adına ne derseniz deyin, üstü örtülemeyecek, bir iki
kurbanla üstü kapatılacak bir ekonomik vurgun olayı değil.
Ortada
muazzam bir vurgun, alın teri dökülmeden kazanılan milyarlardan söz ediliyor.
Öyle
anlaşılıyor ki bu vurgun AKP’yi de Sn. Erdoğan’ı da epey sarsmış. Şu ana kadar
yapılan soruşturmalar gösterdi ki, İpin ucu AKP’ye uzanıyor gibi.
Sn.
Erdoğan’ın kurumlara bizzat atadığı yöneticiler ve yönetimindekiler vurgunun
bir şekilde içindeler ya da ilintililer.
İşin
üstü örtüleceğe benzemiyor. Mersin BŞB başkanı Vahap Seçer’in tutuklanması bile
gündemi değiştirmedi.
Çünkü
vurgunun muhatapları, üç- beş kuruş kazanırım da bir yarama melhem olur
düşüncesiyle borsaya parasını yatıran yaklaşık 500 bin kişiden bahsediliyor.
Hakkı
bir şekilde yenen, devletin gözetiminde olan bir legal kuruma yatırılan ve
kaybedilen paralar.
Bizde
bir söz vardır,” Eşeğini sağlam bağla sonra Tanrı’ya güven” diye.
Kurumların
başına atananlar Sn. Erdoğan’ın dediği gibi” Ya güç sarhoşu oldular ya
ihtiraslarına yenik düştüler ya da şeytana uydular” söylemiyle
geçiştirilecek şey değil. Mağdur olan 500 bin kişi v ekonomik boyutu trilyonu
bulan bir skandal.
AKP’nin
ekonomi kurmayları, Sn. Erdoğan’ın talimat ve direktifleriyle işin üstesinden
gelmeye çalışıyorlar.
Olayın
olmasını görmeyenler/göremeyenler ya da olmasına göz yumanlar bu işi nasıl
halledecekler; o da yarı bir konu ve soru.
Gördüğümüz
kadarıyla işi aç-kapa sistemiyle tedbir alıyorlar. Bir bakıyoruz malları
dondurulmuş birkaç saat sonra aaa o da ne, dondurma işi kaldırılmış. Yıllar
önce Artema reklamı vardı ya! Hah işte onun gibi.
Oysa bu
sistem azalan güveni iyice sıfırlamakta. Bunu da Sn. Erdoğan’a bildiriyorlar mı
acaba?
Zamlardan,
düşürülemeyen enflasyondan bunalan yurttaşlar, piyasaların çökmeye devam
ettiğini görünce kahr oluyorlar. Ben ekonomist değilim. Ama yapılanlara ve
yapılacak olanlara bakınca, yapılacak bir şey de yok gibi görünüyor. Yani atı
alan Üsküdar’ı geçmek üzere ve yapanın yaptığı yanına kâr kalacak gibi.
Bu
fon skandalına, AKP’nin içinden bazı vicdanlı sesler de isyan etmeye, ucu kime
değerse değsin üstüne gidilmeli, suçlular ya da ihmali olanlar mutlaka
cezalandırılmalı demeye başladılar.
“Ekonominin
sorumlusu benim ben.” Diye deklere eden de bu vurgunun sorumlusu
olmaz mı? İhale kime kalacak göreceğiz. Süreç uzadıkça da çözülmesi de
uzayacaktır.
Neyse
sözü fazla uzatmayalım, zülfü yâre dokunmadan en iyisi Sn. K. Yılmaz Bey’in bir
fıkrası ile işi tatlıya bağlayalım.
Üç sarhoş taksiye binmişler.
Uyanık şoför bunları zil-zurna görünce:
Taksiyi çalıştırmış, şöyle gazı
bir köklemiş, motoru iki sert bağırtmış ve kontağı kapamış.
-Buyurun abiler dediğiniz adrese
geldik.
Sarhoşun birisi parayı vermiş
ötekisi teşekkür etmiş.
Üçüncüsü Temel şoföre basmış
tokadı.
Afallayan şoför, eyvah anladı
herhalde diye hayıflanırken;
-Neden vurdun abi diye sormuş.
Temel,” Ne bu hız lan, az
daha hepimizi öldürecektin.”
Esen kalınız.
NOT: Asıl soru İBB başkanlığının
bursu ile okuyan birisi 163 milyon TL’i nasıl, nerden ve hangi zaman aralığında
kazanmış olmalı.
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
YORUM YAP