avatar

Şükrü Portakal YAZAR

TÜRKİYE’NİN GÜNDEMİ DEĞİŞİYOR

Şükrü Portakal

2026-10-06

TÜRKİYE’NİN GÜNDEMİ DEĞİŞİYOR, ASIL MESELE DEĞİŞMİYOR

Gündem değişiyor, isimler değişiyor, tartışmalar değişiyor… Ama Türkiye’nin çözmesi gereken temel meseleler yerinde duruyor.

Türkiye’de gündem hızlı değişiyor.

Sabah başka bir tartışmayla uyanıyor, akşam bambaşka bir başlığı konuşuyoruz.

Siyasetçiler konuşuyor, ekranlar tartışıyor, sosyal medya yeni bir gündem üretiyor.

Bir bakıyoruz ekonomi…

Sonra adalet…

Ardından siyaset…

Sonra dış politika…

Derken yeni bir tartışma bütün bunların üzerini örtüyor.

Fakat bütün bu gürültünün arasında gözden kaçırmamamız gereken bir gerçek var:

Gündem değişiyor ama Türkiye’nin asıl meseleleri değişmiyor.

İnsanımızın en büyük beklentisi hâlâ aynı:

Güven.

Adalet.

Huzur.

İstikrar.

Ve çocuklarının geleceğine duyduğu inanç.


VATANDAŞIN GÜNDEMİ BAŞKA

Siyasetin gündemi ile vatandaşın gündemi arasında zaman zaman ciddi bir mesafe oluşuyor.

Siyasetçi neyi tartışıyor?

Vatandaş neyi düşünüyor?

Bu sorunun cevabını doğru vermeden Türkiye’nin geleceğini konuşmak mümkün değil.

Emekli ay sonunu nasıl getireceğini düşünüyor.

Çalışan, kazancının evinin ihtiyaçlarına yetmesini istiyor.

Genç, “Bu ülkede benim de bir geleceğim var” demek istiyor.

Esnaf, yarını görebilmek istiyor.

Anne-baba, çocuğunun iyi eğitim almasını ve güvenli bir ülkede yaşamasını istiyor.

Kimse çok şey istemiyor aslında.

İnsanlar artık önünü görmek istiyor.

Belirsizlikten yorulmuş bir toplumun en büyük ihtiyacı, yeniden güven duygusudur.

Toplumun kanayan yaralarını görmekten aciz olan siyasetçi ise sadece kendini avutuyor.

EKONOMİ SADECE RAKAMLARDAN İBARET DEĞİL

Ekonomiyi yalnızca enflasyon, faiz, döviz ve büyüme rakamlarından ibaret görürsek büyük resmi kaçırırız.

Ekonomi aynı zamanda psikolojidir.

Bir insan yarın ne olacağını bilmiyorsa harcamasını da yatırımını da hayat planını da erteler.

Bir genç geleceğine güvenmiyorsa sadece iş aramaz; umudunu da kaybetmeye başlar.

Bir esnaf yarını göremiyorsa sadece kepenklerini değil, hayallerini de kısmaya başlar.

Bu nedenle ekonomik mücadele yalnızca rakamlarla verilmez.

Güven tesis edilerek verilir.

Kuralların öngörülebilir olması gerekir.

Adaletin herkese eşit işlemesi gerekir.

Devletin kurumlarının güçlü ve güvenilir olması gerekir.

Üretimin, emeğin ve alın terinin karşılık bulacağı bir düzen kurulmalıdır.

Türkiye’nin ihtiyacı günü kurtaran çözümler değil, geleceği kuran bir ekonomik akıldır.

Ve bu aklı inşa edecek temel taşlarından biri olan Siyasetçi sokaktan IRAK olunca, Politika üretecek merkeze yalandan başka bir şey gitmiyor.

SİYASETİN DE SORUMLULUĞU VAR

Siyaset demokrasinin vazgeçilmezidir.

Fakat siyaset, toplumun bütün enerjisini birbirine karşı tükettiği bir alana dönüşürse ülke kaybeder.

İktidar değişebilir.

Muhalefet değişebilir.

Partiler kurulabilir, kapanabilir.

Siyasi dengeler yeniden şekillenebilir.

Bunların hepsi demokrasinin tabiatında vardır.

Ama değişmeyen bir şey olmalıdır:

Türkiye’nin ortak çıkarı.

Çünkü seçimler geçicidir.

Devlet kalıcıdır.

Hükümetler değişir.

Millet kalır.

Siyasi kadrolar değişir.

Türkiye’nin bekası değişmez.

Bu nedenle siyasetçinin sorumluluğu sadece kendi partisinin başarısını düşünmek değildir.

Aynı zamanda ülkenin yarınını düşünmektir.

 

TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK SERMAYESİ: MİLLET

Biz bazen Türkiye’nin gücünü sadece ekonomide, orduda, sanayide veya jeopolitik konumunda arıyoruz.

Oysa Türkiye’nin en büyük gücü TÜRK milletidir.

Aynı bayrağın altında yaşayan insanların ortak kader duygusudur.

Bizi zor zamanlarda ayakta tutan da budur.

Depremde birbirimizin elinden tutmamız…

Yangında seferber olmamız…

Şehit haberinde aynı acıyı yaşamamız…

Bayramda aynı sofranın etrafında buluşmamız…

Bütün bunlar bize Türkiye’nin yalnızca bir coğrafya olmadığını hatırlatıyor.

Türkiye bir aidiyet meselesidir.

Bir hafıza meselesidir.

Bir gelecek meselesidir.

Ve bu geleceği kurarken birbirimizi ötekileştirmek yerine birbirimizi tamamlamayı öğrenmek zorundayız.

 

ASIL MESELE GELECEĞİ KURMAK

Bugün Türkiye’nin önünde çok sayıda sorun olabilir.

Ama hiçbir sorun çözülemez değildir.

Yeter ki meseleye günlük siyasi hesaplarla değil, devlet aklıyla bakalım.

Yeter ki günü kurtarmak yerine yarını düşünelim.

Yeter ki gençlerimize “bekleyin” demek yerine onlara fırsat sunalım.

Yeter ki adalet duygusunu güçlendirelim.

Yeter ki liyakati yeniden tartışılmaz bir devlet ilkesi haline getirelim.

Yeter ki vatandaşın devlete, devletin vatandaşa güveneceği bir düzeni güçlendirelim.

Çünkü güçlü Türkiye sadece güçlü devlet demek değildir.

Güçlü Türkiye, vatandaşının geleceğinden korkmadığı Türkiye’dir.

GÜNDEMİN ÖTESİNE BAKMAK

Bugün bir siyasi tartışmayı kazanabiliriz.

Yarın başka bir tartışmayı kaybedebiliriz.

Bir seçim kazanılır, bir seçim kaybedilir.

Bir hükümet gelir, bir hükümet gider.

Fakat Türkiye’nin geleceği bütün bunların üzerinde bir meseledir.

Bizim artık gündemin peşinden koşmak yerine gündemin ötesine bakmamız gerekiyor.

Çocuklarımızın Türkiye’sini düşünmemiz gerekiyor.

Nasıl bir ekonomi?

Nasıl bir adalet?

Nasıl bir eğitim?

Nasıl bir devlet?

Nasıl bir toplum?

İşte asıl sorular bunlar.

Çünkü bugün verdiğimiz kararların bedelini veya karşılığını yarının nesilleri yaşayacak.

SON SÖZ

Türkiye’nin gündemi değişmeye devam edecek.

Yeni tartışmalar çıkacak.

Yeni siyasi aktörler ortaya çıkacak.

Yeni ekonomik şartlarla karşılaşacağız.

Dünyanın dengeleri yeniden kurulacak.

Bütün bunlar hayatın doğal akışıdır.

Fakat bizim değişmemesi gereken bir hedefimiz olmalı:

Daha güçlü, daha adil, daha güvenli ve daha müreffeh bir Türkiye.

Gündem ne kadar değişirse değişsin, vatandaşın beklentisi değişmiyor.

İnsanımız huzur istiyor.

Gençler gelecek istiyor.

Çalışan emeğinin karşılığını istiyor.

Emekli insanca yaşamak istiyor.

Esnaf yarını görmek istiyor.

Ve millet, devletine güvenmek istiyor.

O halde artık gündemin gürültüsünden çıkıp asıl meselemize dönelim.

Çünkü Türkiye’nin asıl ihtiyacı yeni bir gündem değil; yeni bir güven iklimidir.

Ve unutmayalım: gündem değişir, Türkiye kalır.

Meselemiz de tam olarak budur.

 

ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi

Şükrü Portakal

Şükrü Portakal YAZAR